SGK'dan Maaş Almak İçin Yapılan Boşanmalar

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, SGK'dan maaş almak için yapılan anlaşmalı boşanmalara ilişkin 07.04.2015 tarihinde bir karar verdi. E. 2015/1906 K. 2015/605 numaralı karara göre, "Maaş almak için de olsa anlaşmalı boşanmalara ceza tayin edilemez. 5510 sayılı Yasa’nın 56. maddesi yaptırımı bu konuda yeterlidir."

SGK'dan Maaş Almak İçin Yapılan Boşanmalar
SGK'dan Maaş Almak İçin Yapılan Boşanmalar Admin
Bu içerik 1945 kez okundu.

Kararda şu ifadeler yer aldı;

 

"Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.

TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun  işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.

Evli olan sanıkların, sanık K.’un vefat eden babasından kalan yetim maaşını alabilmek için 16/04/2004 tarihinde muvaazalı olarak boşandıkları halde aynı evde birlikte yaşamaya devam edip, SGK’dan maaş almak suretiyle haksız menfaat temin etmek suretiyle kamu kurumunu dolandırdıkları iddia edilmiş ise de; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre, sözleşmeye taraf devlet, hangi yolla olursa olsun sözleşmede öngörülen haklara riayet yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmenin 8. maddesine göre ise herkes özel ve aile yaşamına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin 5.  fıkrasına göre; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Andlaşmalar kanun hükmündedir.

Bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin Milletlerarası Andlaşmalarla, kanunların aynı konuda farklı  hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas ahınır.

 

Buna göre; iç hukukta doğrudan hukuksal sonuçlar yaratan uluslararası sözleşmeler, yasalar üstü bir konumda olduğundan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi iç hukukumuzun bir parçası olmuştur. Geniş manada tanımlanan aile kavramı, anne-baba ve ister meşru; isterse gayrı meşru olsun bunların çocukları ile olan ilişkilerini içermektedir. Aile yaşamına saygı hakkı, evlilik birliği sona ermiş olsa bile, çocukla eşler arasında birlikte yaşama ve kişisel ilişki kurma hakkını da kapsamaktadır.

 

Herhangi bir mahkeme tarafından mutlak butlanla malul bir karar olduğuna hükmedilmediği sürece hukuken geçerli olan boşanma kararlarından sonra eski eşlerin bir arada yaşamasını yasaklayan kanuni bir düzenleme bulunmadığından; boşanmanın hileli davranış olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde, “evliliğin en az bir yıl sürmesi ve eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı; hakimin tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması halinde de boşanmaya hükmolunacağı vurgulanmaktadır.

Olaya bu açıdan bakıldığında zikredilen maddeye göre açılan boşanma davalarında yasa, boşanma gerekçesinin doğruluğunu araştırma hususunda boşanma kararını verecek hakime araştırma yetkisi vermediğinden, maaş almak amacı ile yapılan boşanmalar dahi hileli davranış olarak vasıflandırılamaz.

Üstelik 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinde bu durumu tespit edilen kimselerin gelir ve aylığının kesileceği ve ödenmiş tutarların geri alınacağı düzenlemesine karşın bu hususta cezai düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanuni düzenlemeler, boşanma tarihi ile maaşın alınmaya başlandığı tarih, sanık K.nin boşanma ilamı doğrultusunda icra takibine başvurarak sanık M.’dan nafaka talep etmiş olması hususları dikkate alındığında, sanıkların suç kastı ile hareket etmediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmediğinden sair temyiz itirazlarının reddine....

 

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA"

 

Karar Bilgileri: Y. 23. CD E. 2015/1906 K. 2015/605 T. 07.04.2015


Üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Asli Müdahil ve Feri Müdahil Nedir?
Asli Müdahil ve Feri Müdahil Nedir?
Esaslı Hata Nedir?
Esaslı Hata Nedir?