Sürekli İş Göremezlik Ödeneği Nedir? Kimler Faydalanabilir?

Sürekli iş göremezlik gelirinin kapsamı ve uygulaması...

Sürekli İş Göremezlik Ödeneği Nedir? Kimler Faydalanabilir?
Sürekli İş Göremezlik Ödeneği Nedir? Kimler Faydalanabilir? Admin
Bu içerik 707 kez okundu.

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 19’uncu maddesinde, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden, Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı belirtilmektedir.

 
Nitekim, dava konusu dönemde yürürlükte olan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 19’uncu maddesinde de geçici iş göremezlik hâli sonrasında Kuruma ait veya Kurumun sevk edeceği sağlık tesisleri sağlık kurulları tarafından verilecek raporlarda belirtilen arızalarına göre, iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünün en az %10 azalmış bulunduğu Kurumca tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı düzenlenmiştir.


Buna göre, bedensel ve ruhsal arızalar nedeniyle sigortalıya ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi ve bu yardımların kusurlu işveren veya üçüncü kişilerden tahsil edilebilecek peşin sermaye değerinin belirlenebilmesi için sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının ve bu oranın ne zaman meydana geldiğinin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekmektedir. 


İşçide oluşan meslekte güç kayıp oranı ve bu oranın ne zaman meydana geldiğinin saptanması ise ancak bu hususta yasal çerçevede bir raporun alınmış olmasına bağlıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.12.2013 gün ve 2013/10-485 E. 2013/1749 K. sayılı kararı). 


İş kazası nedeniyle bağlanacak iş göremezlik oranının tespitinde izlenecek usul, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 95’inci maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde) belirlenmiştir. 


5510 sayılı Kanun’un 95’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı hâlinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.


İş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun da aynı yönde düzenleme içermektedir.


Gerçekten de 506 sayılı Kanun’un 109’uncu maddesinde; sigortalının sürekli işgöremezlik, malullük ve erken yaşlanma hâllerinin saptanmasında, kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağı, kurumca verilen kararlara ilgililer tarafından itiraz edilmesi hâlinde durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı ve Kurumun yaptıracağı incelemelerin kendi açısından Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile sona ereceğini hükme bağlanmıştır. 


Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 gün ve 1976/4 E. 1976/6 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere Kurulun kararları, Sosyal Sigortalar Kurumunu bağlayıcı ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı yoktur.

 
İlgililerce Yüksek Sağlık Kurulunun kararına itiraz edilmesi hâlinde uygulamada bilirkişi incelemesi genellikle Adli Tıp Kurumu aracılığı ile yaptırılmakta olup, Adli Tıp Kurumu raporunun alınmasından sonra iki olasılık ortaya çıkmaktadır. İlk olarak, Adli Tıp Kurumu raporunun Yüksek Sağlık Kurulu raporunu doğrulamasıdır. Bu durumda Adli Tıp Kurumu raporunu çürütecek önemli bir neden, somut bir veri yoksa Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilebilir. Çünkü, iki üst sağlık kuruluşunun görüşü birbirini doğrulamaktadır. İkinci olasılık ise; Adli Tıp Kurumu raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporlarının birbirine aykırı olmasıdır.


Bu durumda, her ne kadar Özel Daire tarafından Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasındaki görüş farklılığının Adli Tıp Genel Kurulundan rapor aldırılmak suretiyle giderilmesi gerektiği belirtilmiş ise de çelişkinin 2659 sayılı Adli Tıp Kanunu’nun 03.11.2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi ile değişik Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri başlıklı 15’inci maddesinin “f” fıkrası uyarınca “Adlî Tıp İhtisas Kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar.” düzenlemesi çerçevesinde Adli Tıp Üst Kurullarınca giderilmesi gereklidir. 


Anılan düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere, Adli Tıp Üst Kurulları çeşitli sağlık kuruluşları ile Adli Tıp İhtisas Kurulları raporları arasında çıkabilecek çelişkileri son merci olarak inceleyip kesin olarak karara bağlayacaktır.


Kanunun amacı bu tür uyuşmazlıkların ilânihaye sürüp gitmesini önlemek ve bir an önce en geniş katılımlı bir kurul kararı ile uyuşmazlığı sona erdirmektir. Tıp fakültesi ilgili ana bilim dalı sağlık kurulundan rapor alınması ve alınan raporun da farklı bir oran veyahut iş göremezliğin ne zaman başladığına dair yeni bir tarihtespit edilmesi ihtimalinde ortaya yeni çelişkilerin çıkacağı ve uyuşmazlığı çözümsüzlüğe iteceği kuşkusuz olduğundan Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas Kurulu raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporlarının birbirine aykırı olması, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde Adli Tıp Üst Kurullarından; yürürlükte bulunduğu süre için Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre, 01.08.2008 tarihinden sonrası için ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde rapor alınarak, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve sürekli iş göremez hâle geldiği tarih kesin olarak belirlenmelidir.


Nihayet 506 sayılı Kanun’un 99’uncu maddesinin ilk fıkrasında sürekli iş göremezlik geliri yönünden zamanaşımı hükümleri düzenlenmiştir. İlgili fıkrayla “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.” düzenlemesi getirilmiştir. Böylece sürekli iş göremezlik geliri iş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde istenmezse zamanaşımına uğrayacağından iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren bağlanmayacak ancak yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanabilecektir.

sürekli iş göremezlik geliri 2019 sürekli iş göremezlik geliri ne zaman kesilir sürekli iş göremezlik maaşı ne zaman bağlanır sürekli iş göremezlik maaşı zammı 2019 sürekli iş göremezlik başvuru sürekli iş göremezlik tazminat

Üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Asli Müdahil ve Feri Müdahil Nedir?
Asli Müdahil ve Feri Müdahil Nedir?
Esaslı Hata Nedir?
Esaslı Hata Nedir?