Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina

Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina
Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina Admin
Bu içerik 203 kez okundu.

“Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. madde;
“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” şeklindedir (m. 21/1).


Madde bu hâliyle iki durumu birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina” dır. Şöyle ki, bazı durumlarda tebligat görevlisi belirtilen adrese gittiğinde adresin doğru olduğunu görür ancak muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimseleri adreste bulamaz. Bu durumda tebliğ imkânsızlığından, bu kimseler tebliğ evrakını kabulden kaçınırlar ise tebellüğden imtina söz konusu olur (Muşul, TİMUÇİN: Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s.347). Bu hâllerde tebliğ işlemleri Tebligat Kanunu 21/1. maddesi, 23/7. maddesi ve Yönetmeliğin 30. ve 35. maddesinde öngörüldüğü şekilde yapılmalıdır. Aksi hâlde tebligat geçersiz olur. 


Yukarıda ifade edildiği üzere Tebligat Kanununun 20. maddesinin aksine bu maddede bahsi geçen "adreste bulunmama hali" ibaresi ile "muhatabın o an orada olmaması" diğer bir ifadeyle "tevziat saatinden sonra dönecek olması" kastedilmektedir.


Muhatabın adreste bulunmaması (kısa süreli ayrılması) hâlinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüştür.


Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hâkim tarafından denetlenebilecektir.


Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyanı ve bunun tevsik edilmesinin ardından maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir.

 
Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti hâlinde ise Yönetmeliğin 30 .maddesinin 2., 3. ve 4.fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. 


Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelendirmesine bağlıdır.


Nitekim bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2006 tarih ve 2005/2- 772 E., 2006/17 K., 01.07.2009 tarih ve 2009/12-257 E., 315 K.; 18.04.2018 tarih, 2017/2-1582 E., 2018/792 K sayılı kararlarında da istikrarlı bir biçimde benimsenmiştir.


Öte yandan, Tebligat Kanununun 32. maddesine göre " tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur".

 

tebellüğden imtina memur tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina yargıtay kararı tebligatı almaktan imtina tebligat kanunu imzadan imtina tebligat kanunu 21 madde nasıl uygulanır

Üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Asli Müdahil ve Feri Müdahil Nedir?
Asli Müdahil ve Feri Müdahil Nedir?
Esaslı Hata Nedir?
Esaslı Hata Nedir?