HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?
Sedef KOCAKAPLAN

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?

Bu içerik 924 kez okundu.

Ceza Muhakemeleri’nde söz konusu olan ancak genel itibarı ile mahkûmiyet mi yahut beraat mi olduğu anlaşılamayan; bu yönü ile kafalarda karışıklığa sebebiyet veren bir ceza yargılaması kararından bahsedeceğiz; ‘Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı”. (Yazı devamında kısaltılmış olarak HAGB şeklinde anılacaktır.)

            Bu kararın söz konusu olabilmesi için işlenmiş bir suç dolayısı ile kişi hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatılması; iş bu soruşturma işlemlerini müteakiben de ceza yargılaması yapılması gerekmektedir. Kişi bu durumda işlemiş olduğu suç dolayısı ile yargılandığı mahkemede ‘suçlu’ bulunmaktadır. Dolayısı ile bu karar sanığı aklayan bir içeriğe sahip değildir. Bilakis, mahkeme yapmış olduğu yargılamada sanığın isnat edilen suçu işlediğine kanaat getirmektedir. Bu yönü ile öncelikle bu kararın bir beraat kararı olmadığını belirtmekte fayda bulunmaktadır.

            Esasen sanık mahkemece suçlu bulunduğu için hakkında hapis cezası yahut adli para cezası verilmektedir. Ancak mahkeme, verilen bu cezanın uygulanmasına değil,  açıklanmasının ertelenmesine/geri bırakılmasına karar verdiği için hükmün infazı belirli koşullar çerçevesinde ertelenmektedir.

            Bu düzenleme Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231.maddesinin 5.fıkrasında şu şekilde yer almaktadır;

            “ Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.”.

            Kanun metninden açıkça anlaşılacağı üzere, sanık hakkında bu kararın verilebilmesi için işlenen suçun Türk Ceza Kanunu’ndaki cezasının 2 yıl ya da daha az süreli olması yahut adli para cezasından ibaret olması gerekmektedir. Bu durumda HAGB kararının, cezası 2 yıldan fazla olan kasten adam öldürme, cinsel istismar, nitelikli hırsızlık, dolandırıcılık ve benzeri gibi çok sayıda suç tipi için uygulanamayacağını söylemek mümkündür. (Bu suçlar örnek olarak belirtilmiştir, örnekler bunlardan ibaret değildir.)  Zira bu suçlarda cezanın karşılığı 2 yılın üzerindedir ve bu süreler de HAGB sınırının dışında kalmaktadır.

            HAGB kararı için aranan diğer koşullar ise şu şekildedir:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması gereklidir.
  • Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varmalıdır.
  • Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gereklidir.

 

Görüldüğü üzere tek koşul cezanın süresinin 2 yılın altında olması yahut adli para cezasından ibaret olması değildir; bununla birlikte sanığın adli sicil kaydında kasten işlenmiş bir suçtan ötürü mahkûmiyet cezasının bulunmaması, zararı gidermiş olması ve tutum ve davranışları ile mahkemede müspet bir intiba uyandırmış olması da aranan diğer koşullardır.

Kanun koyucu sanığın sabıka kaydına dair bir ayrıma giderek; sanığın sadece bilerek ve isteyerek/ kasten işlenmiş suçlardan ötürü sabıka kaydının olması halinde hükmün uygulanmayacağını belirtmiştir. Dolayısı ile daha önce taksirle/ hata ile; kast bulunmaksızın işlemiş olduğu suçlardan dolayı hüküm giymiş kişilerin sabıka kaydı bulunsa dahi haklarında HAGB kararı verilebilmektedir. Zira burada mühim olan daha önce işlenen suçun kasten işlenmemiş olmasıdır. Kişi daha önce kasten işlediği suçtan ötürü hapis değil de adli para cezasına mahkum edilmiş olsa dahi sabıka durumu HAGB uygulanmasına engel teşkil edecektir. Ancak taksirli durumlarda kişi ne kadar cezaya çarptırılmış olsa da, suç kasten değil; taksirle işlendiği için bu hükümden faydalanabilecektir.  Örneğin kaza ile bir kişinin ölümüne sebebiyet veren kişi taksirli suçtan ötürü hüküm giyse dahi, suçu kasten işlemediği için sabıkasındaki bu kayıt daha sonra işlenen bir suç dolayısı ile kişi hakkında HAGB kararı verilmesine engel teşkil etmeyecektir.

Adli sicil kaydında denetimli serbestlik tedbirinin olması halinde de sanık HAGB kurumundan faydalanabilmektedir. Örneğin, sanığın adli sicil kaydında uyuşturucu madde kullanma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yer alsa bile, bu tedbir hukuki niteliği itibariyle bir ceza olmadığı için sanık hakkında HAGB kararı verilebilecektir.

Sanık işlediği suç ile mağdur tarafın maddi bir zarara uğramasına sebebiyet vermiş olabilir. Örneğin kişinin bir malına zarar verilmişse bu zararın giderilmesi ya da çalınan eşyanın aynen iadesi gerekmektedir. Manevi zararlar ise bu kapsamda değildir. Mağdur taraf manevi bir zarara uğramış olduğunu belirterek bu bağlamda belirli bir miktar tazminat istemişse; sanık bu tazminatı ödemese dahi HAGB kurumundan faydalanabilir. Zira kanun sadece maddi zararları düzenleme altına almıştır.

            Sıralamış olduğumuz gerekli koşulları taşıyan sanık hakkında HAGB kararının verilebilmesi için ayrıca sanığın rızasının alınması da zorunludur. Sanık kabul etmediği taktirde hakkında bu hükmün uygulanması mümkün değildir. Ancak düzenleme sanığın lehine olduğu için uygulamada sanıklar çoğunlukla bu kararın verilmesine doğal olarak rıza göstermektedirler.

            Belirtmiş olduğumuz tüm bu koşullar oluştuğu taktirde, mahkemece sanık hakkında verilen ceza hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek sanık 5 yıllık denetim süresine tabi tutulur. HAGB kararı sanığın sabıkasında görülmez. 18 yaşından küçük çocuklar için denetim süresi 3 yıldır. Bu süreler içerisinde mahkeme 1 yıldan fazla olmamak kaydı ile sanık hakkında belirli yerlere gitmekten yasaklanma, belirli faydalı işleri yapma, meslek veya sanat sahibi olunmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etme yükümlülüklerine de hükmedebilmektedir. Bu yükümlülüklerin uygulanması mahkemenin takdirindedir; dolayısı ile sanık hakkında herhangi bir yükümlülüğe hükmedilmemesi de mümkündür.

            Kararı müteakiben 5 ya da 3 yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilir. Dolayısı ile sanık bu suça hiç bulaşmamış gibi işlem tesis edilerek dosya düşürülür; sanığın sabıkasında bu suça dair hiçbir kayıt yer almaz.

         Sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde ise mahkeme hükmü açıklar. Verilen ceza örneğin 1 yıl 6 ay ise ve HAGB kararı verilmiş ise sanık hakkındaki bu hüküm 5 yıllık süre içerisinde uygulanmaz. 5 yılın sonunda ise dosya artık tamamen düşürülür. Ancak bu 5 yıl içerisinde sanık kasten yeni bir suç işlerse yahut hakkında hükmedilen yükümlülüklere uygun davranmazsa 1 yıl 6 ay hapis cezası infaz edilmek üzere/ uygulanmak üzere açıklanır.

            HAGB düzenlemesinin onarıcı ve iyileştirici adalet yaklaşımının bir parçası olduğunu söylemek mümkündür. Zira, sanığa bu şekilde ıslah olmak üzere mahkumiyete varmayan bir şans daha verilmektedir.

Üye olmadan da yorum yapabilirsiniz.
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hukuk Etkinlikleri Mart 2019
Hukuk Etkinlikleri Mart 2019
Sürekli İş Göremezlik Ödeneği Nedir? Kimler Faydalanabilir?
Sürekli İş Göremezlik Ödeneği Nedir? Kimler Faydalanabilir?